Home

Gece İbadeti

يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ

“Ey örtünüp bürünen (Peygamber!)” (Müzemmil 1)

M. Talat Uzunyaylalı

Rabbimiz Müzzemmil Suresi’nde Peygamber Efendimize hitap ederek şöyle buyuruyor:
“Ey örtüsüne bürünen!” Bu hitap, bir yorgunluğun, bir sarsılışın ve bir göreve hazırlığın ifadesidir.
İlk vahyin ağırlığını hisseden Resulullah (s.a.v.), Allah tarafından teselli edilmekte, ayağa kalkmaya davet edilmektedir.

Öyleyse biz de hayatın ağırlıkları karşısında içine kapanan değil; ayağa kalkan, yönelen, Rabbine sığınan bir ümmet olalım.

Allah Teâlâ, Peygamberimize ve onun şahsında hepimize şöyle buyuruyor: “Gecenin bir bölümünde kalk; Kur’an’ı tane tane oku. Çünkü biz sana ağır bir söz vahyedeceğiz.”

Gecenin sessizliği, insanın kalbini diri kılar. Gündüzün telaşı zihni dağıtır; ama gece, insanı Rabbine yaklaştırır. Bugün bizler ekranların ışığında sabahlıyor, gönüllerimizi gürültülerle dolduruyoruz.
Hâlbuki Allah, huzuru gecenin seccadesinde saklamıştır. Gecenin bir bölümünü dua ile, istiğfar ile, Kur’an ile diriltelim. Çünkü kalbi toparlayan en büyük ilaç gece ibadetidir.

Rabbimiz buyurur: “Gündüz seni çok meşguliyet beklemektedir.” Demek ki İslam, hayatın koşuşturmasını küçümsemez. İnsan çalışacak, üretecek, ailesine bakacak; fakat Rabbini unutmayacak. Kalbini dağınık bırakmayacak. Yönünü kaybetmeyecek…

Allah Teâlâ devam eder: “Rabbinin adını an; bütün varlığınla O’na yönel. Doğunun da batının da Rabbi O’dur. O’ndan başka ilâh yoktur. Bugün insanın gönlünü çalan çok “ilahlar” var:
Para, makam, güç, şöhret, ekranlar… Ayet bize diyor ki: “Sığınağın insana değil, Rabbindedir.”

Allah, Peygamberine şu talimatı verir: “Onların söylediklerine sabret; onlardan güzellikle ayrıl.” İnançla yaşayan insan, dün de incitildi, bugün de incitiliyor. Diller alay ediyor, gözler küçümsüyor, kalpler daraltılıyor. Fakat mümine yakışan öfkesiyle değil; duruşuyla cevap vermektir. Rabbimiz sabrı öğütler, kırmadan ayrılmayı emreder.

Allah, inkârcılar için hazırlanan azabı anlatır. Dağların savrulduğu, göğün yarıldığı o büyük günü hatırlatır. Ve şöyle buyurur: “Firavun’a elçi gönderdik; uymadı, helâk oldu.”

Güç ve kibir, Firavun’u kurtarmadı. Bugün kim güç sarhoşluğuna kapılırsa bilsin ki Allah’ın adaleti mutlaka tecelli eder.

Surenin on dokuzuncu ayeti şu uyarıyla sonlanır: “Bütün bunlar bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden bir yol tutar.” Din, zorla dayatılmaz; ama yol açıktır. Hakikat gizli değildir; kapısı kapalı değildir. Kul isterse yürür; istemezse dönüp gider. Rabbimiz bize çağrıyı yapmış, yolun istikametini göstermiştir.

Sonuç: Gelin, bu öğüdü bir fırsata çevirelim: Kalbimizi temizleyelim, gecemizi diriltelim, gündüzümüzü helal kazançla süsleyelim, Kalbimizi yalnız Allah’a bağlayalım.

M. Talat Uzunylalı

Yorum bırakın