Home

672b1de1

 

Peygamberler kardeşken ümmetleri neden düşmandır?

وَءَامِنُواْ بِمَآ أَنزَلۡتُ مُصَدِّقً۬ا لِّمَا مَعَكُمۡ وَلَا تَكُونُوٓاْ أَوَّلَ كَافِرِۭ بِهِۦ‌ۖ وَلَا تَشۡتَرُواْ بِـَٔايَـٰتِى ثَمَنً۬ا قَلِيلاً۬ وَإِيَّـٰىَ فَٱتَّقُونِ

“Yanınızda olan Tevrat’ı, doğrulayıcı olarak indirdiğime, Kur’an-ı Kerim’e iman edin; onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın ve ayetlerimizi az bir değer karşılığında değişmeyin. Yalnızca benden korkun.” (Bakara 41)

 

Peygamberler bir evin, bir dairenin reisleri gibidir. Hz. Âdem’den, Hz. Muhammed (sav)’e kadar görevli ne kadar peygamber gelip geçtiyse hepsi diğerinin izine basarak yürüdü; hepsi aynı kaptan süt içti; hepsi ayni İlahî hakikatleri gönderildikleri topluma açıkladılar. Peygamberlerden biri diğerini asla yalanlamadı; aksine, Kur’an-ı Kerim’de belirtildiği üzere, biri diğerinden “kardeşim!” diye söz etti. Biri diğerini tasdik edip yüceltti. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in sahibi kimse Peygamberleri görevlendiren de o idi; yani Allah Teâlâ hazretleri.

Peygamberlerin bazılarına kitap bazılarına daha kısa metinler (suhuf/sahifeler) verildi. Peygamberlerden sonra, insanların eli karışıp içlerine menfaatler girene kadar (tahrif), ilahi metinler, aynı ortak mesajı dile getirdiler. Hz. Musa ve Hz. İsa’ya verilen Tevrat ve İncil’deki hakikatlerle Hz. Muhammed (a.s.v)’a verilen Kur’an-ı Kerim, iman hakikatleri noktasında, aynı mesajlara sahiptir. İlahi kitaplar, indirildikleri sosyal ortamı analiz ederek hükümler ortaya koyduğundan, bu metinlerde anlatılan vaka farklılıkları ilahi emirleri ve hükümleri değiştirmiyordu. Namaz, oruç, infak vb. kulluğa ait temel yapılar her peygamberle her topluma emredildi.

Peygamberler ve onlara indirilen kitapların aynı hakikati ifade etmesine karşın onlara uyan kitleler, süreç içerisinde, ihtilaflara, inkârlara, kutsal metinlerde tahribatlara yol açtılar. Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammed (sav)’in kardeşi iken, bu iki peygamberin ümmeti, Hz. Muhammed (sav)’e ve onun ümmeti Müslümanlara düşman kesildiler. Günümüzde bu düşmanlığın hangi seviyede olduğunu herkes görüyor.

Hristiyan ruhbanlar, Vatikan-Papalık, Patriklik, din perdesi altında, gizli bir dünya devletine sahiptir. Büyük imkânları ve akarları kontrol ediyorlar. Yüklü banka hesaplarına sahipler. Hz. Muhammed (sav)’i, Kur’an-ı Kerim’i kabul ederlerse, kurdukları menfaat düzeni sona erecektir. Hâliyle Dünya menfaatleri nedeniyle, Allah Teâlâ’yı, onun son peygamberini, papazlar, rahipler, hahamlar yalanladılar. Böylece İslam’ın karşısında durarak kitlelerin hakikatle buluşmasını engellediler. Âyette ifade edildiği üzere, gerçeği bile bile, dünya menfaatleri uğruna, inkâr ettiler. Kendi ellerindeki dini kaynakları da bu amaçla tahrif etmekten geri durmadılar.

Sonuç: Modern toplumun ruhu, âdeta Araf’tadır; milyarlarca insan, Hıristiyanlığın, Yahudiliğin ve dünyevileşmiş diğer dinlerin öncüleri ve kurumsal yapıları tarafından, maddi ve manevi olarak, sömürülmektedir. Kitlelerin, Kur’an-ı Kerim ve İslam’la buluşmasında en büyük engel bu yapılardır. Bugün Allah Teâlâ’nın indirdiği ve koruduğu son din olan İslam’la tahrif olmuş dini yapılara meşruiyet kazandırmaya çalışmak ne kadar doğru bir yaklaşım kabul edilebilir?

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s