Home

gorge-3777_640

Kalbine bak! Taş mısın, yoksa nehir yatağı mı? 

ثُمَّ قَسَتۡ قُلُوبُكُم مِّنۢ بَعۡدِ ذَٲلِكَ فَهِىَ كَٱلۡحِجَارَةِ أَوۡ أَشَدُّ قَسۡوَةً۬‌ۚ وَإِنَّ مِنَ ٱلۡحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنۡهُ ٱلۡأَنۡهَـٰرُ‌ۚ وَإِنَّ مِنۡہَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخۡرُجُ مِنۡهُ ٱلۡمَآءُ‌ۚ وَإِنَّ مِنۡہَا لَمَا يَہۡبِطُ مِنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِ‌ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَـٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ

“Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla yerinden kopup düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.” (Bakara 74)

Âyette geçen قَسَتْ (kaset) katılaşmak anlamında fiildir. Dökülen bir betonun, sürülen bir boyanın, dolaba koyulan bir şişe suyun katılaşmasını, âyette geçen kalbin katılaşması, konusundan daha rahat anlayabiliyoruz. Çünkü betonun, boyanın, suyun önceki sıvı hallerini biliyoruz. Kalbin katılaşmadan önceki hâli nasıldır, onu tam olarak bilmediğimizden ‘kalbin taşlaşması’ ifadenin anlamını hemen kavrayamıyoruz.

Âyette öyküleri anlatılmaya devam edilen İsrail soyunun gördüğü himayeyi, mucizeyi hatırlamamız yumuşayan ve katılaşan kalbi tanımamızda bize fikir verebilir. Şöyle ki: Gördükleri o kadar himaye ve olağanüstülükten sonra Yahudi soyunun artık kesin bir şekilde Allah Teâlâ’ya iman etmesi beklenirdi. Ancak, onlardaki anlık etkilenmeler, bir süre devam eden dindarca yaşayış, yerini kısa sürede gevşekliğe, dini hayattan uzaklaşmaya ve duygulara göre yaşamaya terk etti. İmanla yumuşayan, bir form kazanan kalpleri, imansızlıkla tekrar bencil duyguların nabzının attığı bir merkeze dönüştü. İmanlı Yahudiler gitti, yerlerine katı kalpli, gaddar, bencil Yahudiler geldi. Artık, ne Allah’ın hukukunu gözettiler ne de kul hukukunu!

Âyetin ikinci fiili يَتَفَجَّرُ (yetefecceru) fışkırmaktır ve yine âyette taşlarda gözüken bir fiil olarak ifade ediliyor. Bu anlatımdan da şu sonucu çıkarabiliriz: Nice katı kalpli adamlar vardır ki, imanla tanıştıktan sonra, onlar artık hayat veren bir su membaı gibi çevrelerine etki ederler. (Hazreti Ömer örneğini hatırlayalım.) İmanla tanıştıktan sonra ‘taş kalpli’ sıfatı değişip ‘su kalpli’ niceleri vardır.

Sonuç: Allah Teâlâ kalplerin amelini hakkıyla bilir. Fiillerimize ve fikirlerimize bakıp kalbimizden haberdar olmalıyız. Merhametsiz, insafsız, hukuksuz her kalp imansızdır ve o artık taş kesilmiştir. Modern toplumda insanlığın düşmanı olanlar da aslında taş kalplilerdir. Köyden anakente kadar, her yanda, mebzul miktarda taş kalpli adamlar çoğalıyor. Taş kalpli ülkeler mazlumları eziyor. Nerde bir fitne ateşi yanıyorsa ardında bir grup taş kalpli vardır. Anlaşıldığı üzere, ayetteki anlatımlar, hep kalbin halleridir; imanla tanışan, amele erişen kalp, -istikametini koruyan kulların, âlimlerin, velilerin kalbi gibi-, hayat kaynağı bir nehre dönüşürken, imansızlığa teşne olan kalp, katı bir taş mesabesinde kalıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s