Home

f

Peygambersiz akıl rotasından çıkmış bir gök cismi gibidir ve o bir tehdittir

أَوْ يَكُونَ لَكَ بَيْتٌ مِّن زُخْرُفٍ أَوْ تَرْقَى فِي السَّمَاء وَلَن نُّؤْمِنَ لِرُقِيِّكَ حَتَّى تُنَزِّلَ عَلَيْنَا كِتَابًا نَّقْرَؤُهُ قُلْ سُبْحَانَ رَبِّي هَلْ كُنتُ إَلاَّ بَشَرًا رَّسُولاً

 

“Yahut da altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece göğe çıktığına da asla inanmayız. De ki: Rabbimi tenzih ederim; Ben, sadece beşer bir elçiyim.” (İsrâ 93)

 

Doktor, mühendis, profesör, öğretmen, imam, hemşire, fabrikatör, çiftçi, demirci, camcı, gazeteci, yazar, memur, işçi, fotoğrafçı, ayakkabıcı, bakkal, manav, futbolcu, oyuncu, müzisyen, şarkıcı, heykeltıraş, ressam vb. hepsi öncelikle beşerdir (insan), sıfatlarını sonradan kazanmışlardır. Peygamberler de insandır; onlar da yiyip içmiş, oturup kalkmış, evlilik yapmış ve çoluk çocuk sahibi olmuşlardır. Profesörlük nasıl bir sıfatsa peygamberlik de bir sıfattır. Profesörler bir alanda çalışmalar yapmış ve bu sıfatı elde etmiş kimselerdir. Peygamberlere ise sıfatları Allahü Teâlâ tarafından verilmiştir.

Profesörü çeşitli hocalar eğitmiştir; her sıfat sahibini o sıfata taşıyan bir ustası vardır. Peygamberlerin eğiticisi de Rabbimizdir. Miraç’ta Hazreti Muhammed (sav) ile Tur dağında Hazreti Musa (as) ile bizzat konuşan Allah (cc), kimi peygamberine ise vahyetmiştir. Kimi peygamberine de vahiy meleği Cebrail (as) görünmüştür. Tevrat, Zebur, İncil ve Kuran gibi büyük kitaplar yahut kimi peygambere sayfalar şeklinde verilen ilahi metinler, öğrenme aracı ve insanlığın doğru yol kılavuzları olarak, hidayete kaynaklık etmiştir.

Ne var ki insan aklını göz ve kulak kılamadığından peygamberleri ve ilahi vahyi hisleri mertebesine indirme eğiliminde olmuş, kendisinde gözükmeyenin başkasında gözükmesini kabul etmekte zorlanmıştır. Aşağıdaki İsrâ suresi ayetleri insanların, bir profesörden, bir doktordan istemedikleri ve beklemedikleri şeyleri, peygamberlerden isteyip beklediklerini, bu taleplerinin de akli değil, hissi olduğunu göstermektedir.

 “De ki: Andolsun, bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.

Muhakkak ki biz, bu Kur’an’da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.  

Onlar: Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.

Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.

Yahut iddia ettiğin gibi, üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah’ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin.  

Yahut da altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına da asla inanmayız. De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir elçiyim.

Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların (buna) inanmalarını sırf, ‘Allah, peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?’ demeleri engellemiştir.  

Şunu söyle: Eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten, peygamber olarak bir melek gönderirdik.  

De ki: Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak Allah kâfidir. Zira O, kullarını hakikaten bilip görmektedir. “ (isrâ 88-96) 

Sonuç: Kuran, Hz. Muhammed (sav)’e indirilmiş son ilahi kitaptır. İnsanın dünya ve ahret hayatını nasıl yaşaması gerektiğiyle ilgili her husus Kuran’da açıklanmıştır. Kuran’la ahlaklanmayan, Kuran’la terbiye olmayan, Kuran hukukuyla hükmetmeyen gerçek bir ahlak ve terbiyeye sahip olmaz; adil davranamaz. Kuran, dünya ile ahreti birbirine bağlar, insana ebediyet için yaratıldığı müjdesini verir. İnsan aklı, tonlarca demiri, içine yüzlerce insanı da doldurarak, saatlerce havada, hem de yüzlerce kilometre hızla, taşıyabilmektedir. Ancak insan aklı, özellikle pozitivist ilkelere bağlı akıl, dünyadan ötesini görememektedir. Kuran ise, akla rehberlik ederek, ona ebediyetin kendisini beklediğini öğretir, vahyi dinlemesini ve hayatın anlamını öğrenmesini salık verir. Bu eğitimin öğretmenleriyse peygamberlerdir. Onların görevi uçak yapmak yahut gizemli şeyler yaparak insanları şaşkına çevirmek değildir, onların görevi akla ve kalbe istikamet vermektir. En büyük keramet insanı dünyadan ahrete Allah’ın istediği şekilde götürmeyi sağlayan istikamettir ki, Kuran’la Müslümanların ve insanlığın istikametini son kez gösterme görevi Hz. Muhammed (sav)’e verilmiştir. Peygamberimizin kılavuzluğunu kabul etmeyen akıl kurtuluş yolunu bulamaz; peygambersiz akıl rotasından çıkmış bir gök cismi gibidir ve o bir tehdittir. Modern topluma kılavuzluk eden peygambersiz akıl uzayı kirletmiş, tarım arazilerini mahvetmiş, tabiatı sömürmüş ve insanın boynuna kravat takıp manevi dünyasını çürütmüştür. Kuran’sız aklın kılavuzluğundaki insanlığın geleceği daha iyi olmayacaktır.

M.Talât Uzunyaylalı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s