Home

mevzuategitimleri-2-2-2-2-2-2-2

Müslüman pasifist olamaz, Müslüman aksiyonerdir.

وَقَـٰتِلُواْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ۬

“Allah yolunda savaşın ve bilin ki, Allah, her şeyi işitir ve bilir.” (Bakara 244)

 “Savaş, imanı ve asabiyeyi güçlendirir.” Başlığıyla yayınlanan 87. Fikir’de, savaş konusu ele alınmış, Bakara Suresi 216. Âyet-i Kerimesindeki, “Savaş, hoşunuza gitmediği halde size farz kılındı. İhtimal ki, hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki, sevdiğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir” İlahi ifadesi ışığında savaşın bir mecburiyet olduğunda göğüslenmesi gerektiğiyle ilgili husus izah edilmişti.

Yukarıya aldığımız Bakara Suresi 244. Âyette ise, doğrudan ‘Allah yolunda savaşın..’ ifadesini Cenab-ı Hak karşımıza çıkarmaktadır. Şunu anlamak durumundayız: Müslüman pasif bir şahsiyet olamaz, Müslüman mutlak manada aksiyonerdir. İmanını, malını, canını, ırzını, ülkesini korumak için savaşmak, mücadele etmek zorundadır. Bu uğurda ölürse şehit olur, kalırsa vazifesini yapmış bir gazi yahut bahtiyar bir kul olur. Âyette Rabbimiz, kötülükle, haksızlıkla, zulümle savaşmamızı emrederek, âdeta, umarsız, sünepe, pısırık mü’min istemediğini bize ihsas ettirmiş olmaktadır.

Hazreti Muhammed (sav), zorlu Tebük savaşından dönerken, “Şimdi küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz!” buyurdu. Ashap hayretler içinde, “Yâ Resulallâh! Hâlimiz meydanda! Bundan daha büyük cihat var mı?” dediklerinde, Efendimiz Hazretleri, “Şimdi büyük cihada, nefs cihadına dönüyoruz!” buyurdular.

Müslüman savaşmak zorundadır: Müslüman birey, son nefesine kadar mücahittir. Hem kendi içine (enfüsî) hem de kendi dışına (zahirî) karşı mücadele halindedir. Kendi nefsiyle savaşmak zorundadır, çünkü nefs; kötülüklerin, yalan dolanın, düzenbazlıkların, kindarlığın, hasedin, geçimsizliğin, uyumsuzluğun vb. kötü huyların kaynağıdır. Mü’min birey her zaman kendine karşı mücadele içinde olmalıdır. Mü’min birey için savaşacak en zalim düşman öncelikle kendi nefsidir. (Nefs-i Emmare)

Müslüman savaşmak zorundadır: Mü’min birey, ikinci olarak, aile fertlerinin, hısım akrabasının, konu komşusunun her zaman yanında olmak, müspet hareket ederek, onlarda gözüken çeşitli sıkıntıların, kötü hâllerin giderilmesine, maddi ve manevi destek vermek, en azından öğüt nasihat ederek, ıslahlarına uğraşmak mecburiyetindedir.

Müslüman savaşmak zorundadır: Mü’min bireylerin üzerine, Emri bil maruf nehyi anil münker’ (İyiliği emretmek ve kötülükten men etmek) vazife olarak yüklenmiştir. Mü’min birey, kendi nefisinden başlayıp diğer insanlara iyiliği, yani Kur’an-ı Kerim’in emir ve yasaklarını emretmek ve insanları Kur’an-ı Kerim’e uygun olmayan davranışlarından sakındırmak mecburiyetindedir. ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’, ‘Her koyun kendi bacağından asılır’ gibi umursamazlık anlamı çıkan ifadeler mü’min bir bireye yakışmaz. Kötülüklerle mücadele; konuşma, yazma ve gerektiği yerde de fiziki güç kullanarak yapılmalıdır. Yapılacak iyilikler karşı çıkılacak kötülükler Müslüman birey için görece birer kavram değildir. Anlamları somuttur. İyi ve kötü tutum ve davranış Kur’an-ı Kerim’de açıkça zikredilmiştir.

Mü’min birey, dünyayı zulme terk edemez, kötülüklere sırtını dönemez, imanı ona bir asabiye kazandırmıştır, medenilik adına asabiyesini bastırmak, öldürmek, o şahsın ruhunun sükûtu demektir ki, vicdanını yitirmiş Müslüman, bir posadır. Modern toplumda Müminler maalesef sindirilmiş durumdadır. Her türlü yaşam şekline meşruiyet kazandırılmış, kimsenin yaşam tercihine söz edilmemesi öğretilmiştir.

Sonuç: Her Müslüman sorumluluklarını bilmek zorundadır. Sadece Diyanet İşleri Teşkilâtının, cemaat ve tarikatların yaptığı hizmetlerle bir halkın istikametinin korunması mümkün olmaz. Müslüman bireyler tek tek içlerindeki ve dışlarındaki kötülüklerle mücadele etmezlerse, sosyal toplumun bir daha düzelmeyecek şekilde bozulması kaçınılmaz olacaktır. Ahlakın tefessüh ettiği, haramların aleni işlendiği bir ülkenin Müslümanları olarak, milli gelirin fert başına 15 bin dolar seviyesine çıkmasıyla övünebiliriz, fakat bilmek, görmek, anlamak mecburiyetindeyiz ki, nasıl artan refah ve modern toplum kurgusu, ABD ve Amerika gibi ülkelerde, gerçek birkaç Hristiyan dahi bırakmadıysa, ülkemizde de gidiş o yöndedir. Eğer, mü’min bireyler üzerlerine yüklenen dinî sorumlulukları yerine getirmez, asabiyelerini yitirir, içlerine ve dışlarına karşı savaşı bırakırlarsa, birkaç nesil sonra bu topraklarda İslam inancıyla ilgilerini tamamen koparmış bir toplumun zuhur edeceği yüksek bir ihtimaldir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s