Home

iStock_000001621459Small

Seçilmiş Müslümanlar!

كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللّهِ…

“Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf emreder, münker olandan sakındırır ve Allah’a iman edersiniz…” (Âl-i İmrân 110)

Ayette geçen – مَعْرُوفِ– ma’rûfi ifadesi Müslümanların bir sıfatıdır. Kuran şeriatının emirleri olan maruf, bize, irfan ehlini de işaretler. Allah Teâlâ’nın insanlar arasından seçip çıkardığı hayırlı ümmet içi-dışı irfan ile boyanmış kimselerdir. ‘İrfan ümmetinin’ Hakka ve hakikate karşı vukûfiyeti artmıştır. Feraset, ilim, zekâ bu insanların işlerinde mutlaka gözükür. Aziz olan Allah Teâlâ’yı tanımış, marifetullah kapısının ahalisi olmuşlardır. Kerim Allah, kendilerini sevdiğinden insanlar da onları sever ve sözlerini dinler.

Ayette geçen أُخْرِجَتْuhricet– fiilinin manası, çıkarmaktır. Kuran’da sadece bu ayette geçmektedir. Demek oluyor ki, ilmiyle amil olan mümin, insanlık için bir örnek, bir nevi rol modeli kimsedir.

Peki, bütün Müslümanlar seçilmiş midir? Mürşit-rehber durumundaki bu insanları nasıl tanıyacağız? İşte bazı ipuçları:

Uhricet fiilinin öznesi olan şahsiyetler; tövbe ve ibadet eder, hamdeder, oruç tutar, rükû ve secde eder, iyiliği emredip kötülükten alıkor ve Allah’ın sınırlarını korur. Bu seçkin topluluğun görevi, kendi nefislerinde iman ve amelle yeşerttikleri bahçeleri başkaları için de yeşertebilmektir. (Bu vazifeyi ifa etmek peygamberlerin izinden gitmek manası taşımaktadır.)

-Seçkin zat; kendini insanlığın aile reisi gibi görür. Veli sorumluluğuyla hareket eder. Bir anne ve baba nasıl evlatlarının iyiliğini isterse bu şahsiyet de insanlık için, fikren, kalben ve fiilen daima iyi ve güzel olanı ister. Özellikle mümin erkeklerle mümin kadınlar, birbirinin dostu ve yardımcısı olduğundan, birbirlerine iyiliği emreder, kötülükten de men etmeye çalışırlar.

-Allah Teâlâ, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emretmiş, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı ise yasaklamıştır. Seçkin insanlar da, yakın çevreleri için, Rabbin istediğini isterler. Nerede edepsizlik, pislik, çirkinlik, aklın ve vicdanın kabul etmediği bir iş varsa, orada şeytanın etkisini görüp, asla, ‘bana ne?’, demez, sorumluluk duygusuyla kötü olanı iyi olana tebdil etmek için uğraşırlar.

-Seçilmiş müminlerin ahlakı, Kuran ahlakıdır. Kuran-ı Kerim’i emirleriyle amel etmek üzere okurlar. Kötülükten ve hayasızlıktan koruyan namazı kılarlar, orucu tutar, zekâtı verirler. Dünyanın ekşi tatlı hallerine sabrederler. Sıcak ve soğuk, her hal ve şartta, Allah’ı anmanın ibadetlerin en büyüğü olduğu bilinciyle hareket ederler.

Sonuç: Cenâb-ı Hak, geçmiş devirlerde nasıl insanlar arasından peygamberler seçip görevlendirdi ve Hazreti Muhammed (sav) de son peygamberiyse, o şanı yüce peygamberin izinden giden bir topluluğu da kıyamete kadar insanlık arasında daima hazır bulunduracaktır.  İman etmiş, ilmiyle amil âlimler, takva sahipleri, adalet üzere hareket edenler, bir günah işleyince tövbe edip içini ve dışını temiz tutanlar, İslam’ın birer hücceti durumundaki şahsiyetleridir. Bu kırattaki kimseler kendilerini seçilmiş kimselerden kabul edebilirler.

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s