Home

ingilizce-saatler1

Saatli dünyadan saatsiz ahrete gidiyoruz!

مَتَاعٌ فِي الدُّنْيَا ثُمَّ إِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ ثُمَّ نُذِيقُهُمُ الْعَذَابَ الشَّدِيدَ بِمَا كَانُواْ يَكْفُرُونَ

 

“Dünyadaki zevkler çabuk biter. Sonra dönüşleri bize olacaktır. Daha sonra da inkâr ettiklerinden dolayı o çetin azabı biz onlara tattıracağız.” (Yûnus 70)

 

İnsan yolcudur; saatle ölçülen âlem-i fenâdan, saati olmayan âlem-i bekâya gidiyor. Bütün bu âlem bir insanın olsa bir kıymeti yok, çünkü saatle sayılan bir hükmü var; yani gelip geçici. Evet, dünya hayatı insana sınırlı saatler boyunca veriliyor. Sonra saat durduruluyor ve insan saatsiz âleme alınıyor. Dünyadaki sınırlı saatleri boyunca ne yaptığı “Amel Defteri” denilen kayıt sistemiyle koruma altına alındığından kişi dünya hayatını Allah’ın istediği doğrultuda kullanmışsa, saatsiz kalacağı cennete, aksi durumda ise yine saatsiz kalacağı cehenneme gönderiliyor. Bu, Allah’ın, yarattığı insan soyuna bir vaadidir.

Âyette geçen “Metâ’un fî-ddunyâ” ifadesi dünyadaki rızıklar, barınak vb. maddî manevî imkânlardır. Geçici dünya hayatında her insana az çok imkân verilmiştir. Nimetin azlığı yahut çokluğunun gerçekte bir önemi yoktur; önemi olan kişinin elindeki imkânla ne yaptığıdır. Dünyadaki imkânlar birer tohum hükmündedir; meyveleri bu dünyada hissedilse de görünmez, ahrette ortaya çıkar ve tadılır. Eğer, dünyadaki imkânlarla kişi Allah’a kulluk edebilmişse ektiği tohumlar ahrette cennet nimetine dönüşecektir; aksi durumda ise kişinin dünyada ektikleri cehennem azabını doğuracaktır.

Dünyaya gelen her canlı bir süre yaşayıp ölmektedir. Rabbimiz, varlıkların kendisine rücu ettiğini bildiriyor. O halde varlıkların asıl evi dünya değil, ahrettir. Ahret hayatını inkâr edenler, sadece dünya hayatına önem verdiklerinden, bu körlükleri, onları azabın kucağına sürüklemektedir. Sadece dünya var sananlar, dünyadan hiç ayrılmayacaklarmış gibi ona tutunmaya çalışırlar ve dünya imkânlarını ne kadar çoğaltırlarsa o kadar mutlu olacaklarını düşünürler. Bu yüzden de diğer insanları sömürmekten geri durmazlar. Dünya nimetleri onları bencil ve zalim yapar. Ellerindeki maddi imkânlarla şımardıkça şımarırlar, nefislerinin istekleri peşinde saatlerini tüketirler. Buna da ‘iyi yaşamak’ derler. Oysa bu, bir aldanmadır ve tuhaf bir şekilde insanlar bu aldanmayı yaşarlar. Pozitivizm, kapitalizm gibi inanışlar insanları dünyaya âdete köle kılmıştır. Ekseri insan için ahret hayatı ya yoktur ya da uzak bir ihtimaldir.

Müminler için ise dünya ahretin tarlasıdır. Müminler dünyaya değil, ahret hayatına inanırlar. Bunun için sınırlı saatlerini Allahü Teâlâ’ya kulluk şuuruyla geçirirler. Namaz, oruç, hac, zekât, sadaka, iyilikte bulunmak, kalp temizliği, anaya babaya, hısıma akrabaya, konuya komşuya sevgi, saygı herkese hakça muamele, tabiatı koruma vb. tutum ve davranışlarla, Allah’ı razı etmeye çalışır. İşte dünya hayatında bir şey kazananlar varsa onlar da bu mümin kimselerdir.

Ayetteki, “śümme ileynâ merci’uhum” fermanı bu hükmü ifade etmektedir. Elma, güneş, peygamber, Kuran… hepsi insanın ahret hayatına hazırlanması için yaratılmış, görevlendirilmiş ve indirilmiş nimetlerdir. Demek insanın sahibi kimse, insanın kullandığı nimetlerin sahibi de odur. Zaman ve mekân insanın kulluk sınavı için yaratıldı. Yoksa zamanın ve mekânın koynundaki nimetlerin bir kıymeti yoktur. “Ey kavmim! Şüphesiz bu dünya hayatı, geçici bir eğlencedir. Ama ahiret, gerçekten kalınacak yurttur. “(40/39) İnsanları, dünya nimetlerini terke mecbur bırakan Allah, herkesi ebedi kalacağı ahret yurduna geri döndürmektedir. Ölüm bunun için yaratıldı. “Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz varis oluruz (her şey gider, biz kalırız) ve onlar ancak bize döndürülürler.”(20/91)

Sonuç: İnsanlara kısıtlı saatler süresince verilen dünya hayatı ahrete hazırlık yapması içindir. Rabbimizin emir ve yasaklarını bildiren Kuran da, insanlar ahrete en iyi bir şekilde hazırlansınlar diye indirildi ve bir yaşama kılavuzu kılındı. Kim, Allah’ın kitabını okur ve gereğince yaşarsa o, zorunlu olarak döneceği ahret hayatına mutlu biri olarak intikal eder ve cennete girer. Aksi durumdaki kişiyse cehenneme girer. “Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.” (23/115); “Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (25/46); “(Resulüm!) İnkâr edenin inkârı seni üzmesin. Onların dönüşü ancak bizedir. İşte o zaman yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah kalplerde olanı şüphesiz çok iyi bilir.” (33/18)

M.Talât Uzunyaylalı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s