Home

b7a7b9bfbd11c9d87c3995c31e174801

Hayırla, şerle imtihan!

كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِۜ وَنَبْلُوكُمْ بِالشَّرِّ وَالْخَيْرِ فِتْنَةًۜ وَاِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

“Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiyâ 35)

Enbiyâ suresinin 30-34. ayetleri şu şekildedir:

  • İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı?  
  • Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.
  • Biz, gökyüzünü korunmuş bir tavan gibi yaptık. Onlar ise, gökyüzünün ayetlerinden yüz çevirirler.  
  • O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.
  • Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar?

Bu ayetler algıladığımız dünyanın ve algılayabildiğimiz kadarıyla evrenin kısa bir öyküsünü sunuyor.  Her bir ayet muazzam bilgi alanları işaretliyor; düşünmemiz ve araştırma yapmamız için ipuçları veriyor. Bilimlerin birçoğu da zaten varlığın kökeni ve varlığın bilgisiyle ilgilenmekte ve değerli bilgiler elde etmektedir. Rabbimiz bu ayetlerle insanlığın ufkunu sonsuzluğa doğru uzatmaktadır. Fizik, biyoloji, kimya, jeoloji, astronomi vb. bilgi alanları ebediliğe bakan sonsuzluğa açılmış pencerelerdir.

Dünyamızı da içinde barındıran bu harika evren niçin inşa edilmiştir? Bunları düşünmek ve sorular sormak hakkı verilmiş insandan ne yapması istenmektedir? İnsanın evrendeki yeri neresidir? Bu ve benzeri sorulara da surenin otuz beşinci ayetinde cevap verilmektedir: “Her canlı, ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz.”

Madem göz kamaştıran evren ve varlıklar ölümlüdür; bir insan öldüğü gibi bir yıldız da ölmektedir, o halde yaratılış bundan ibaret değildir; bir kez yaratılan bir daha ölmez, ölümün öteki yüzünde niteliğini bilemediğimiz ölümsüzlük var; varlık Haktan geliyor ve yok olmuyor, yine Ona dönüyor. İnsana düşen ise önce bu hadiselerin Allah tarafından yaratıldığını bilmesidir. İkinci olarak da kalp ve akıl sahibi varlık olarak yaratılış amacına uygun şekilde (Kuran hayatı) hayatını tamamlamasıdır. Üçüncü olarak da, uzun bir konu olan ‘şer’ ve ‘hayır’ imkânının, ilahî bir gayeye matuf olarak gerçekleştiğini bilmek, Allah’ın tanımladığı hayırları yapmak, ilan ettiği şerlerden kaçmak hayatın gayesi olmalıdır.

Sonuç: Peygamberler, Krallar, Filozoflar… Nice güç kudret ve akıl sahibi insanlar gelip geçti. Kimi de bu dünyada ebedilik aradı, fakat onu kimse elde edemedi. Neticede her canlı ölümü tattı. Bir deneme sahnesi olarak açık tutulan dünyada iyilikle kötülükle herkes sınandı ve sınama defterleriyle Rabbine döndüler. Bu durumun farkında olanlar de olmayanlar da ebediliği hak etti; lakin birine cennet denilen nimetler evreni armağan edildi, diğerine cehennem denilen azaplar âlemi.

M.Talât Uzunyaylalı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s