Home

212697

Türkiye’nin bir vaizlik

sorunu var mı?

قَالُوا سَوَٓاءٌ عَلَيْنَٓا اَوَعَظْتَ اَمْ لَمْ تَكُنْ مِنَ الْوَاعِظ۪ينَۙ

“(Onlar) şöyle dediler: Sen vaaz versen de, vermesen de bizce birdir.” (Şu’arâ – 136)

Ayetteki itiraz, Ad kavmine peygamber gönderilen Hud (as)’ın vaazına karşı yapıldı. Kavmi, Kuran’dan öğreniyoruz ki, Hud peygamberin vaazlarını dinlemiş, fakat kabul etmemiştir. Kuran anlatımıyla ‘kardeşlerinin’ Hazreti Hud’u yalanlaması şu gerekçelere dayandırılmıştır: ‘Bize Allah’ın emirleriyle öğüt versen, ahret hayatı ve cehennem ateşiyle korkutsan ya da bunların hiçbirini yapmasan, bizim için fark etmez. Biz, sana inanmıyoruz; din diye bize tebliğ ettiğin şey eski zamanlardan kalma şeylerdir. Bizler de atalarımızın dinine tabiyiz. Artık kendi dinî inancınla bize öğüt vererek bizleri bu gibi şeylerle korkutma…’ Bu itirazın sonucunu biliyoruz: Ad kavmi de helak edilen kavimlerin arasına katıldı!

Biz bu yazıda ayette geçen ‘vaiz’ ve ‘vaaz’ konusu üzerinde durmak istiyoruz. Vaaz; öğüt vermek, irşat etmek demektir. Bu hayırlı görevi yapana da vaiz denir. Peygamberler, tabiri caizse, Allah Teâlâ’nın tayin ettiği ilk vaizlerdir. Görevleri, bir çıkar karşılığı olmadan, Allah’ın emirlerini bizzat yaşamak ve muhatap kitleye ‘kardeşlerine’ inanıp amel etmeleri için tebliğdir. Peygamber ve kitap, ilahî vaazın kaynağıdır. Haliyle dinî vaaz, yaşayanlara ve gelecek nesillere, Hak Dinin verdiği ders ve öğütten ibarettir. İnsanlığı doğru yola davet eden Kuran, Peygamberimizi temsil eden vaizin vaazının yegâne dayanağıdır. Vaiz, vaazıyla insanlardan, Kuran’a uyarak, Allah’tan çekinmelerini ve böylece kendilerini korumalarını ister.

Ahlakî, iktisadî, politik, kültürel.. bir şeyin iyi ve temiz olduğuna karar verecek Allahtır. Allah, bu kararlarını Kuran’da saymıştır; kişisel ahlakın nasıl olması gerektiğinden hukukî düzene kadar. Vaiz, sadece bu ilahî  hakikatleri anlatır; anlattığı başka şeyler dinî vaaz olamaz, ancak şahsî fikir açıklamak olur ki, bu sözler ve bu yönde yazılmış kitaplar, Kuran’la paralelse, hikmet derecesini elde eder, aksi takdirde bağlayıcı bir değerleri olmayacaktır.

Cennete çıkan yol sadece Hakkın açtığı yoldur. Kurtuluşa götüren doğru bilgi, vaizin Kuran’dan aktardığı bilgilerdir. Vaiz, içinde yaşadığı toplumdan mes’uldür, dinleyen tek kulak varsa, vaiz vaazına devam etmelidir. Öte yandan vaiz, evet o da herkes gibi bir insandır, herkes kusurluyken ondan kusursuzluk beklemek doğru değildir. Fakat özellikle din adamları, hatta öğretmenler, rol model olmak için kendilerini eğitmeye de mecburdur.

Sonuç:  Türkiye’nin büyüyen bir vaiz sorunu vardır. Söylediğiyle amel eden ve takva üzere bir hayat yaşayan vaiz sayısını artırmak gerekir.  Mesela din görevlisinin haram olan sigarayı içmesinin ve o ağızla Kuran okuyup nasihatte bulunmasının, cemaat üzerinde, musiki zevki dışında, tutum davranış oluşturan bir etki meydana getirmesi güç olacaktır. Okuduğu Kuran’la, anlattığı vaazla kendi nefsini irşat edemeyen bir din görevlisi cemaatine nasıl mürşitlik edebilecektir? Tehdit de tehlike de büyüktür! Özellikle gençliğin rol modellerine bakarak söylersek, ihlaslı vaizleri azalmış toplumda çoğalan Hud, Semud, Lut vb. kavimlerin psikolojisidir ki, modern toplum bu kıvamı elde etmiş bir toplum olarak, kitleleri safına çekmeye devam etmektedir.

M.Talât Uzunyaylalı

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s