Home

IMG_0986

Gerçekten Allah’tan sakınıyor muyuz?

مُن۪يب۪ينَ اِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ

“Hepiniz O’na yönelerek O’na karşı gelmekten sakının, namazı kılın; müşriklerden olmayın.” (Rûm 31)

Gerçekten Allah’tan sakınıyor muyuz? Amirimizden memurumuzdan, anamızdan babamızdan, şundan bundan korktuğumuz kadar, bizi Yaratan Rabbimize karşı gelmekten pek sakınmıyor gibiyizdir! Sakınmadığımız nereden çıkarılıyor, denilebilir? Surenin 32. Ayetinde,  “Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan olmayın. Bunlardan her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir” ikazı yapılıyor, fakat bizler, mezhep, tarikat, cemaat vb. taassuplarımızdan tutun da siyasi anlaşmazlıklarımıza kadar, parça parça olmuş bir ümmet değil miyiz? Her parçamız ötekine karşı sevgiden başka her şeyi layık görmüyor mu? Camilerde, Cuma namazları hariç, iki üç saf cemaat ya oluyor ya olmuyor; onlar da yaşlı kimseler. Oysa Allah’a karşı gelmekten sakınan har yaştaki Müslümandan istenen ilk ibadet beş vakit namazı şuurla kılmasıdır.

Gerçekten Allah’tan sakınıyor muyuz? Müslüman içki içebilir mi, kumar oynaya bilir mi, fuhuş yapabilir mi, sigara ve uyuşturucu kullanabilir mi, faiz yiyip haram ticaret yapabilir mi, yalan söyleyebilir mi, kötü niyet besleyebilir mi? Haramları işlerse tövbe ederek belki kurtulur. Ama haramları işlemek, nerdeyse bir yaşama biçimi haline gelmişse, kişi Allah’tan sakınıyor, kabul edilebilir mi?

Gerçekten Allah’tan sakınıyor muyuz? Surenin 33. Ayetinde buyurulduğu gibi, hastalık, kaza, yoksulluk vb. bir istenmeyen durum başa geldiğinde, hepimizde dindarlaşma eğilimi başlar, hemen sağlıklı ya da mutlu günlerimize dönmek için, Rabbimize yalvarmaya başlarız. Sonra, Allah katından bize bir yardım erişince çok geçmeden  gevşer ve Rabbimizi, haşa, unuturuz. Yeniden nefsin isteklerini yaparız. İnanan inanmayan herkes bu paradoksların yanına kâr kalacağını sanır. Surenin 34. Ayetinde bunun böyle olmayacağı gerçeği, tabiri caizse, bir şamar gibi yüzlere vurulur: “Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler bakalım! Haydi, sefa sürün; ama yakında bileceksiniz!”

Gerçekten Allah’tan sakınıyor muyuz? Dünya hayatını ebedi ahret hayatının takip edeceğine kâmil manada inan mümin kimse, Kuran’ı ve Hz. Muhammed (sav)’i kendine rehber kılar. Rahmetin de zahmetin de Hak’tan olduğunu bilir, ilahi ilkeler doğrultusunda, müspet hareket edip hayatını yaşar. Çalışıp kazanır, bol rızka kavuşursa, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa zekât ve sadakadan, hakkını verir. Önüne para çıkarsa parayla, makam çıkarsa makamla… her varlığı ve nesneyi bir imtihan aracı bilip, onlarla olan münasebetinde, Allah’ın rızasını kazanmaya bakar.

Sonuç: Dünya hayatı olduğu gibidir; yaşam ölüm, varlık yokluk, sağlık hastalık, acı tatlı, iyi kötü; yaz kış gibi zıtlıklar kaçınılmazdır. Bunlar olmadan dünya hayatı bir imtihan hayatı olmazdı. Bizlerin dünyadaki geçici varlığı bu hadiselerle sınanır durur. Kuran, Rabbimizin son ilahi kitabı ve Hazreti Muhammed (sav) de son elçisi. Kuran, dünya hayatının insanların ‘sınav hayatı’ olduğunu, bu sınav hayatını Resulullah örnekliğinde, Kuran’a uymakla yaşayanların, cennete, ebedi mutluluk hayatına kavuşacakları müjdesini çok sayıda ayetle verir. Rabbimizin vaadi haktır, ‘gerçekten Allah’tan sakınanlar’ cenneti hak etmiş kimselerdir, inşallah.

M.Talât Uzunyaylalı

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s