Home

hzdavudd-702x336

Güzel konuşmak bir armağandır!

وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَاٰتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ

“Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.” (Sad 20)

Kaynaklarda; Hz. Davud’un, heybetli bir görünüme sahip olduğu, Allah tarafından daima yardım gördüğü, maddi ve manevi birçok muhafız verildiği, büyük ordulara kumanda ettiği, isabetli görüş sahibi olduğu, kitap, şeriat, yüksek ilim ve amelle donatıldığı, ayrıca etkili ve güzel konuşan bir peygamber olduğu ifade edilir.

Ele aldığımız ayet, Hz. Davud (as)’in biyografisinin bir parçasıdır. Hazreti Davud’un, etkili konuşmanın bir özelliği olan, ayetteki ifadeyle, ‘faslul-hitâb’ sahibi bir peygamber olduğu, yani doğruyu yanlıştan ayırdığı, açık ve net ifadelerle muhataplarını ikna ettiği ve bu özelliğin kendisine, – bedensel ve ruhi diğer özellikleri gibi-, Allahü teâla tarafından verilen bir armağan olduğu vurgulanır.

Etkili konuşma, ‘anlaşılmayacak kadar kısa ve bıktıracak kadar uzun olmayan konuşma’ şeklinde tarif edilmiştir. Kime ki, Hazreti Davud örneğinde olduğu gibi, hak ile batılı birbirinden ayırt etme kabiliyeti verilmiş ve bunu da etkili bir üslupla muhataplarına aktarma kabiliyeti kazandırılmışsa, ona büyük bir armağan verilmiştir.

Biz insanlar, kendimizi görürüz yaratıcımıza karşı ise bir körlük içindeyizdir. Hele ‘kedimizi görmeyi, fakat bizdeki Hakk’ı görmemeyi’ bazen o derece çığırından çıkarırız ki, ‘ben, zeki bir insanım, çok çalıştım, kendimi gelişirdim, bütün başarılarımın arkasında kariyerim ve emeğim var,’ gibi ifadeler kullanarak böbürleniriz. Oysa bütün donanımımız ve yeteneklerimiz bize Allah tarafından yüklenmiştir. Bize güzel bir ses verilmişse onu geliştirebiliriz, güzel bir sesimiz yoksa ne kadar kurs gidersek gidelim, ünlü bir ses sanatçısı olamayız.

Peygamberlere verilen hikmet, indirilen ayetleri anlamak, etkili şekilde anlatmak ve uygulamak başarısıdır ki, bunun da kaynağı, ayette gördüğü üzere, Rabbimizdir. Dışardan bakılınca kulun eylemi gibi gözükse de, gerçekte bütün imkânlar, Rabbin kula bir armağanı yahut bir imtihan sorusudur. Kişi; güzel sesiyle ne yapacak, keskin zekâsıyla, kuvvetli aklıyla, bedensel güzelliğiyle, maddi imkânlarıyla, neler yapacak? İşte her insan kendisine verilen armağanı Allah’tan bilir de o armağanın hikmetini anlamaya çalışarak hayatını yaşarsa, nimetler külfetlere sebep olmaz, belki kişilerin amel-i salih yapmalarına vesile olur.

Sonuç: Bir sanata yatkınlık da insanlara verilmiş birer armağandır. Tecrübeyle bilinir ki herke her işe uygun değildir. Hazreti Davud, kendisine verilen peygamberlik ve hükümdarlığın yanı sıra maden işlemeye karşı da yetenekliydi. O, bir madenciydi. Özellikle demiri eritmek ve işlemek kabiliyetine sahipti. Demire o derece hükmederdi ki, demir halkalar yapıp onlarla zırhlar örerken, malzeme elinde mum gibi yumuşardı Hazreti Davud, bu yeteneklerini hep Allah’tan bilir ve çok şükrederdi. Her yetenek sahibinin de böyle yapması farzdır.

M.Talât Uzunyaylalı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s